‘Ma’ruf’, ‘arafe’ fiilinden türemiştir ve ‘ma’rifet, irfan’ kavramlarıyla yakından ilgilidir.
‘Arafe’; herhangi bir şeyi görünümüne bakarak duyularla kavramak, eserini düşünerek onu tanımak demektir ki ‘inkâr’ın karşıtıdır.
‘Ma’ruf’, ‘arafe’ fiilinden türemiştir ve ‘ma’rifet, irfan’ kavramlarıyla yakından ilgilidir.
‘Arafe’; herhangi bir şeyi görünümüne bakarak duyularla kavramak, eserini düşünerek onu tanımak demektir ki ‘inkâr’ın karşıtıdır.
Ali Şeriat’nin şöyle dediğini bir yerde okumuştum: “Ne Musa yahudi idi, ne İsa hırıstiyan idi, ne Ebu Bekr sünnî idi, ne de Ali şiî idi. Bu muhteremlerin sonradan kendileri hakkında uydurulanları duysalar nasıl bir tepki vereceklerini merak ediyorum.”
Kur’an insanın yaratılışı ile ilgili şöyle buyuruyor:
“Sizi tek bir nefisten yarattı, sonra da ondan kendi eşini var etti ve sizin için davarlardan sekiz çift indirdi...." (Zümer 39/6. ayrıca bakınız: Şûra 42/11)
Hiç şeytandan dost olur mu?
Ya da hiç şeytana dostluk gösterilir mi?
Kur’an’ın ifadesine göre insanlardan bazısı Allah’ı bırakıp, şeytanı kendisine dost/veli, yakın, yardımcı, sırdaş kabul eder:
Birileri insanın tükendiğini zannediyor.
Birileri de insanı/insanlığı tüketmenin gayretinde.
Ne demek? Elbette kasdımız, insanın fiziki varlığı degil…
Adama sorarsan, çok iyi olduğunu iddia eder. Hatta sormadan bile, kerâmetini kendisi anlatır durur. Ya da birileri kendi kabilesini, kendi grubunu, kendi klübünü, kendi taraftarlarını övmekle bitiremez.