Özelde ABD, genelde dünün sömürgeci devletleri kendilerinin Ortadoğu dedikleri, bizim İslâm dünyası veya bölgemiz dediğimiz bu bölgeden yüz yıldan beri el çekmediler, çekmiyorlar.

Bu bölgeyi kendi hâline bırakmıyorlar, kontrolde tutmaya devam ediyorlar.

Bunun pek çok nedeni; geçmişi, ekonomik, kültürel, siyasi, fitne, moral boyutu var.

Bize göre eski sömürgeciler, ya da günümüzde güçlü avrupa ülkelerin bu bölgden vazgeçmezler. Dört önemli sebepten dolayı:

1.Dünya potrolünün büyük bir kısmı bu coğrafyada. Petrol ise ülkelerin, dahası Avrupa ekonomisinin can damarı. Petrol yerli halka bırakılacak kadar basit bir şey değildir.

2.Dünyanın en önemli su yollarından biri olan Süveyş Kanalı bu bölgede. Bu kanalın kontrolü ve gelirleri her ne kadar Mısır’a ait gibi görünse de, Kanal güçlü ülkelerin razı olacağı şekilde işletiliyor.

3.Siyonist rejim orada. Başta ABD ve İngiltere olmak üzere pek çok Avrupa ülkesi için İsrail’in varlığı ve güvenliği son derece önemlidir. İsrail’i korumak ve yaşatmak onların namusu gibidir. ABD dışpolitikasının da ana hedefidir. 

4.Kur’an müslümanların elinde. Tasavvurunu ve hayatını onunla inşa edenler, hiç bir zaman zulme, işgale, sömürülmeye, kullanılmaya razı olmazlar. Ellerinden geldiği kadar direnirler. Müslümanların Kur’an anlayışı ekseninden kaydırıp, onun hayata müdahelesini önlemek, müslümanların Kur’anla dirilmemeleri, bilinçlenmemeleri için ellerinden geleni yaptılar, yapıyorlar.

Onların bu bölgedeki hesaplarını, planlarını gerçekleştirmek, bu hedeflerle ulaşmak için şeytanı bile şaşırtacak dümenler çevirdiklerini, gerekirse zorbalığa baş vurduklarını ABD’nin İran ile ilgili tavrında görebiliriz.

-ABD 1979daki İslâm İnkılabın sonra kafayı İran’a taktı. İkidebir bir bahâne üretip tehdit ediyor, ambargo uyguluyor Geçtiğimiz aylarda İsrail’le birlikte 12 gün boyunca İran’ı ve nükleer tasislerini bombaladılar. Bugünlerde bu sefer de içerideki protestoları bahâne ederek saldırı ile tehdit ediyor. Neden?

Zira onlara göre -kendi isabetsiz uygulamaları hariç- İran’ın altı önemli suçu var:

İran’ın veya başka bir ülkenin bu bölgeden kalkıp ABD’ye, ya da bu bölgedeki çıkarlarına, üslerine saldırması söz konusu değil, kolay da değil. Ama onların her tarafta üsleri, silahları, uçak gemileri var. İstedikleri ülkeye müdahele edebiliyorlar,  saldırabiliyor.

1.İran yönetimi 40 yıldan beri sistemin dışına çıkmaya tam bağımsız olmaya çalıştı. Bu da dünyayı yönetenler, sistemi kendi çıkarları açısından yürütenler için ciddi bir hatadr.

2.Petrolü ta 1951da millileştirdi. Bunu ilk yapan başbakan Musaddık’a 1953 yılında darbe yaptılar. İş başına gelen şah, onları rahatsız etmeyen bir çizgide yönetti ülkesini... İslâm Devriminden sonra petrol yeniden millileştirildi. Bu da petrole bağımlı bu zengin ülkeleri memnun etmedi.

3.İran petrolünü dolar üzerinden değil, başka para birimleriye satmaya başladı. Bu da ABD’nin kârını ve ekonomik hakimiyetini azaltıyor. Kaddafi’nin de aynı suçtan devrildiğini ve linç ettirildiğini, Maduro’nun aynı suçtan kaçırıldığını hatırlayalım.

Arap Baharı oyunlarıyla, planlarıyla, sloganlarıyla bunun uygulandığı ülkelerin ne hâle geldiklerini görüyoruz. 

4.İslâmi anlayış, İslâma dönüş... Bu da teslim olmamayı, direniş bilincini diri tutuyor.

5.İran’ın büyük, tarihsel, yeraltı kaynakları zengin ve stratejik bir ülke olması. Bu zenginlik İran halkına bırakılmayacak kadar cazip...

6.Lübnan’ın, Suriye’nin, Irak’ın, Yemen’in içişlerine karışmak, dışa doğru açılmak... Buralarda kendi yandaşlarını desteklemek. Bu da ABD’nin, İsrail’in ve diğerlerinin oralardaki emellerine, çıkarlarına uymuyor.

İran’ın bu politikalarının isabetsiz olduğu biz de söylüyoruz.

ABD dış politasının ana eksenini siyonist rejimi korumak olduğunu hatırlayalım.

Burada İran ismi yerine Pakistan, Mısır, Irak koyun farketmez. Yarın Türkiye veya başka bir İslâm ülkesi sistemin dışına çıkmaya, tam bağımsız olmaya yeltensin aynı tavır onların da karşısına gelir.

 

Hüseyin K. Ece

10.01.2026

Zaandam