KONULAR:
DÜNYAYI YENİDEN DİZAYN EDİYORLAR:
*ABD ÖNCÜLÜĞÜNDEKİ EMPERYALİMZ NASIL BİR DÜNYA ARZULUYOR
*ABD, DOĞU’DAN BATI’YA, AFRİKA’DAN ANTARTİKA’YA NASIL BİR SİSTEM KURUYOR?
*SYKES PİCOT’TAN SONRA NASIL BİR İSLAM COĞRAFYASI HEDEFLİYORLAR? ABD’NİN YENİ DÜNYA DÜZENİ’NE KARŞI NASIL BİR TAVIR ORTAYA KONMALI?
“1.Dünya Savaşı sırasında, 1916 yılında Birleşik Krallık ile Fransa arasında imzalanan ve Orta Doğu'da büyük devletlerin savaş bitmeden önce kendileri için nüfuz bölgelerini belirledikleri bir anlaşma olup bölgenin bugünkü haritasının da ilk nüvesini oluşturmaktadır.”
*İSLAM ÜLKELERİNİ İDARE EDENLER EMPERYALİST KUŞATMANIN FARKINDA Kİ?
*BATILILARIN SÖMÜRÜ PROJELERİNE KARŞI MÜSLÜMANLARIN GELECEK PLANLAMASI VAR MI?
*YENİ DÜNYA DÜZENİ’DE KÜRESEL SİYONİZM NASIL BİR ROL ALIYOR
*İSLAMİ ENTELİJANSİYA KÜRESEL SÖMÜRÜ SİSTEMİNE KARŞI NASIL BİR SORUMLULUĞA SAHİP?
*SÖMÜREGECİ HEGEMONYAYA KARŞI NASIL BİR MÜCADELE YÖNTEMİ BENİMSENMELİ?
*İNSANLIĞIN NASIL BİR SİSTEME İHTİYACI VAR?
-Güçlülerin hükmünün yürüdüğü, uluslararası hukukun, evrensel değerlerin iş çıkara gelinde pek işlemediğini sömürgecilik tarihinden beri biliyoruz.
Çin Duğu Türkistanı yuttu, Taiwan’ı yutmaya çalışıyor. Rusya Asyanın yarısına sahip olmasına, topraklarının ucu bucağı olmasına rağmen Kırım’ı yuttu, Doğu Ukraynayı da elde etmeye çalışıyor, ABD devasa topraklara rağmen Grönland’da göz koyuyor.
-Zira güçlüler.
-Güç karşısında da haklı olmak sahada bir şeyi değiştirmiyor.
-Sömürgecilik kağıt üzerinde bitti. Lakin son yıllarda dünyada, özellikle İslam dünyasında olan olaylara baktığımız zaman kılıf değiştirerek, yeni yöntemler kullanılarak devam ettiğini görürüz.
-Hırs insana ihtiyaçlarını karşılmak üzere verilen istek, arzu, iştah ve sahip olma yeteneğidir. Ama hırs ihtras boyutuna varırsa bu aşırılıktır. Kişiye hata yaptırı, helal-haram dinlemek daha çok şeye sahip olma arzusunu çoğaltır, başkasının hakkına el uzattırır, zulme/haksızlığa sebep olur.
-Devletler de ihtiras sahibi muhterislere benziyor. Doymak bilmiyorlar.
-Emperyalistlerin çıkarları çakışsa da onlar birbirlerine destek olurlar. Kur’an şöyle diyor:
اِنَّهُمْ لَنْ يُغْنُوا عَنْكَ مِنَ اللّٰهِ شَيْـًٔاۜ وَاِنَّ الظَّالِم۪ينَ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۚ
وَاللّٰهُ وَلِيُّ الْمُتَّق۪ينَ
“Çünkü onlar, Allah’a karşı sana asla bir fayda sağlayamazlar. Şüphesiz zalimler birbirinin dostlarıdır. Allah ise kendisine karşı gelmekten sakınanların dostudur.” (Câsiye 45/19)
-3 Ocak 1989 tarihinde
Panama başkanı, Manuel Antonio Noriega uyuşturucu kaçakçılığı ve diktatörlük suçlamasıyla kaçırıldı, yargılandı 30 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
-3 Ocak 2026 tarihinde de
Venezuela başkanı Nicolás Maduro Moros evinden eşi ile birlikte haydutça kaçırıldı. Bahâne aynı, diktatörlük, uyuşturucu ticareti, ülkeyi fakirleştirmek...
Madura, siyonist zulümler karşı çıkan, her zaman Filistin davasının yanında yer alan, ABD emperyalizm’ine karşı çıkan bir kimse idi.
Bu da elbette onun suç hanesine eklendi...
-11 Eylul 201 Newyork’taki İkiz Kulelere saldırı oldu. ABD bunu Üsame b. Ladin’in kiraladığı uçaklarla yaptığını iddia ettiği. Ama o zamanki anketlere göre halkın 4de üçün hükümetin bu konuda doğruları söylemediğini iddia etti.
-Kimi iddialara göre 11 Eylûl olayları Amerikan hükûmeti ve gizli servisleri tarafından Ortadoğu'ya ve Aganistan'a yönelik işgal faaliyetlerini meşrulaştırmak, ülke ve dünya kamuoyunun desteğini almak amacıyla düzenlenmiş senaryodur.
-Bundan sonra Irak ve Afganistan işgal edildi. Hükümetler devrildi. Her iki ülkede yüzbinlerce ölüme, büyük yıkıma yol açtı.
-Oradan topladıklarını Guantoma’daki hapiste tuttular. Ki bunların çoğunun suçsuz olduğu anlaşıldı.
-Irak’taki Ebu Gureyb hapishansindeki işkence fotoğrafları hâlâ zihnimizde.
Arkasından Irak petrollerine el konuldu.
-Afganistanda petrol olmadığı için orada fazla durmadılar.
-Siyonist rejimin başındaki katil ABD’yi ziyaretinde Trump’un Gazze’deki katliamı kasderek; “Birlikte iyi iş başardık” demesi bu katliamın ve siyonistlerin diğer zulümlerini, işgallerinin, hırsızlıklarının arkasında onların olduğu ve birlikte planladıklarını gösterir.
-“Merdi kıpti şecaat erzederjen sirkatin söylermiş...”
-Bugüne kadar BM’de siyaonist rejim aleyhine alınan bütün kararları veto etti.
-Gazze’ye iki yılda bazı kaynaklara göre 100 bin, bazı kaynaklara göre 200 bin ton bomba atıldığı söyleniyor. Bu korkunç bir arakam. Küçücük bir beldeye bunca bomba... Onlara bu bombaları ve milyarlarca dolar silahı veren de onlar.
-ABD başka ülkeleri silah hastası olmakla suçluyor. Halbuki kendi ihracatının büyük bölümü silah satışı. Üstelik çok silah satmak, yeni silahları denemek içinn savaş kışkırtıcılığı yaptığı da bilinen bir gerçek... Yine ülkeleri mevhum düşmanlarla korkutup silah satmak da onların politikası.
-ABD bazı ülkeleri teröre destek veren ülkeler listesine yazdı. Halbuki öteden beri bütün dünyada yaptıklarına bakarsak en büyük teröristin ABD olduğu görülür. Nitekim ABDli muhalif aydınlar; “dünyada teröriszmle başedilemez. Zira benim ülkem en büyük terörsittir” dediler.
-ABD’nin bu konudaki sicili oldukça kabarıktır.
-ABD’nin yüzyıllık tarihinde ortama her iki yılda bir yere saldırdığı tesbit edilmiş.
-ABD savunma doktrinin 2025 değiştiğini de hatırlayalım:
Bu doktrine göre ABD bundan sonra savunmada kalmayacak, tehlikeli gördüğüne saldıracak. Buna egemenlik ideolojisi deniliyor. Savaş bakanlığı kurdular.
-“Bu Trump’ın kişisel saplantısı değil, ABD kapitalist devleti eliyle dünyaya biçim vermek isteyen sermaye çevrelerinin bu stratejide netleşmesidir. (1920lerin Monroe doktrinine dönüş)
-Bu doktrin ABD’yi, Amerikalıların tüm dünya kapitalist devletler piramidinin en tepesindeki ulus-devleti olarak tanımlamakta ve diğer ulus-devletlere de açıkça, lafı dolandırmadan bu piramit içinde kendilerine ayrılan hiyerarşik konuma razı olmaları gerektiğini söylemektedir.” https://praksisguncel.org/trump-doktrini-nedir-abd-ulusal-guvenlik-stratejisi-belgesi-uzerine/
Zaten bugüne kadar yaptıkları başka bir şey mi idi. ABD’ye kim saldırmış ki.
Hüseyin K. Ece
09.02.2026
Zaandam
Online