KEŞKE FALANCAYI DOST EDİNMESEYDİM!

 

وَيَوْمَ يَعَضُّ الظَّالِمُ عَلٰى يَدَيْهِ يَقُولُ يَا لَيْتَن۪ي اتَّخَذْتُ مَعَ الرَّسُولِ سَب۪يلًا

يَا وَيْلَتٰى لَيْتَن۪ي لَمْ اَتَّخِذْ فُلَاناً خَل۪يلاً

لَقَدْ اَضَلَّن۪ي عَنِ الذِّكْرِ بَعْدَ اِذْ جَٓاءَن۪يۜ وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِلْاِنْسَانِ خَذُولًا

“O gün, zalim kimse (pişmanlıktan) ellerini ısırıp şöyle der: Keşke o Peygamberle birlikte bir yol tutsaydım!

Yazıklar olsun bana! Keşke falancayı dost (halîl) edinmeseydim!

And olsun ki beni, bana gelen Kuran'dan o saptırdı. Şeytan insanı yalnız ve yardımcısız bırakıyor" der (diyecek).” (Furkân 25/27-29)

Halîl Arapça’da; halis dost, yâr, samimi arkadaş demektir. Bunun özelliği bu değerli dostluğa bir çabayla değil sevgiyle ulaşılır. Allah (cc) bunun İbrahim’e (as) ve elçilerden dilediğine tahsis etti. (Nisâ 4/126)

Halîl; aynı zamanda muhtaç olmak demektir. İbrahim (as) hem Allah’a güvendi, hem de ondan başkasına muhtaç olmadığını beyan etti.” (İbni Manzur, Lisânu’l-Arab, 5/146)

Şimdi bu gerçek karşısında;

1.Saldırganları değil de, saldırıya uğrayanı, zalimleri değil de haksızlığa uğrayanı kınayan 12 halkında müslüman olan ülkelerin yöneticileri, yarın mahşerde zalim muamelesi görmeyecekler mi? Bu pişmanlığı yaşamayacaklar mı? Zira bu dünyada zalimlere meylettiler. (Hûd 11/113) Ve onları halîl (dost) edindiler.

2.Ellerini ısırıp; ”keşke Son Elçiyle birlikte Kur’an’a uysaydık, o dost edindiğimiz, ya da dost sandıklarımız bizi onlardan uzaklaştırdı, yazıklar (veyl) olsun bana, bize” demeyecekler mi?

3.Bunlar kendilerinin; İri ve haydut mantıklı ülkenin  korumasına muhtaç olduklarını iddia ediyorlar, öyle değil mi? (Bu haksız (tahmilî) savaşta bu mini zalimleri korumayadığı anlaşıldı)

3.Allah (cc) daha iyi bilir ya, bu yöneticilerin durumu yukarıda âyetlerde geçen ve şeytanı, bir de onun dostlarını veli (kendine yakın, müttefik) bilenlerin durumu gibi görünmüyor mu?

H. K. Ece

20.03.2026

Zaandam